The 51.State: Come on Reds!!

Monte Cristo tarafından 31 Ağustos 2010 tarihinde yazılmıştır.
Yorum Yok

The 51.State bir Liverpool FC filmidir. McElroy ( Samuel L Jackson) Amerika’dan Liverpool’a yasal maddeler ile yaptığı uyuşturucuyu pazarlamaya gelir. Anlaşma yapacağı kişi onu alması için havaalanına  film boyunca üstünden Liverpool formasını hiç çıkarmayan Felix DeSouza’yı (Robert Jezek) yollar.

Felix’in milyonlarca doların döndüğü bu işten beklediği tek karşılık hafta sonu oynanacak Liverpool – Man. United maçına iki bilettir. Felix ağbimiz kafadan sıyrık biri olduğu için onun gibi kafadan sıyrık birde eski sevgilisi vardır. Samuel ağbinin hasımları onu öldürmesi için tetikçi olarak Felix’in manitasını tutmuştur.

Filmi anlatmaktan ziyade içinde geçen bazı diyalogları yazmak film boyunca nasıl “KOP”tuğumu anlatır herhalde. Filmin başında yani tam olarak 16. dakikasında Samuel ağbimizi havaalanından almaya giderken Felix’in yolu Manchester’dan geçer.Hafta sonu oynanacak maç için M. united taraftarları Pub’larda toplanmaya ve maçın havasına girmeye başlamışlardır. Felix arabayı durdurtur;

-Felix! Felix, dinle! dur gidemezsin!!
-Bak. Bunu gördün mü? Manchester United, Liverpool’a karşı. Bu maç yarın. Herifler biletleri için kahrolası annelerini bile becerirler, ve ben Bay Durant’tan 2 bilet alacağım. Yani ortaya bir çift bilet sıçmadıkça, çeneni kapamanı tavsiye ederim.

Felix ağbimiz Pub’ın girişine doğru ilerler. Üstünde Liverpool forması elinde yanmayı bekleyen meşale ve dilinde “You’ll Never Walk Alone” ile;

…ve filmin KOP’tuğu an Felix PUB’a dalar…

-Manchester’in oğlanları ve kızları, sizi yarınki mahalle maçına davet etmek için Liverpool’dan geldim. Ama siz yarın o maçı kazanırsanız ben de piçin tekiyim…(ve meşale yanar)

Bir diğer sahne ise tetikçi manita Felix’in annesine onu neden terkettiğini anlatırken..

-Dünyayı görmek istedim.
-Liverpool dünya değil. Ve o salak forma!!
-Nasıl bir adam, yatakta zıplayıp, “Haydi kırmızılar” diye bağırır?
-Sorunluydu, ama hoş kılları vardı.

velhasıl kelam film 2001 yapımı olup sağlam diyaloğlara sahiptir. Küfürün allahına kadar dibine vurulduğu ama çok sağlam espirilerinde olduğu bu filmi izleyin.. İzlemeyen fenerli olsun!! Come on Redsssss!!!!

Begendinmi?
Evet (0) Hayır (0) Biraz (0) Babama sorayım (0) Joker hakkımı kullanayım (0)
Digg This
Reddit This
Stumble Now!
Buzz This
Vote on DZone
Share on Facebook
Bookmark this on Delicious
Kick It on DotNetKicks.com
Shout it
Share on LinkedIn
Bookmark this on Technorati
Post on Twitter
Google Buzz (aka. Google Reader)

“The 51.State: Come on Reds!!” yazısı için etiketler: ,

Bir insanı sevmek.

Supradyn tarafından 17 Ağustos 2010 tarihinde yazılmıştır.
Yorum Yok

Bir insanda sevdiğimiz ne varsa, onun sevmediğimiz yanlarından beslenir.

Ahmet altan’ın geceyarısı şarkıları denemesindeki “bir çizgi bir nokta” bölümündeki o eşsiz cümlesi.

Böyle mi gerçekten?

Bu kadar trajik mi adına hakikat denen yanılsama.
bu yüzden mi çekilen tüm sıkıntılar ve yazılan onca satırlar?
nedir aşkı “aşk” yapan?
ulaşılmasını güç, elde edildiğinde de varlığını muhafaza edilmesini imkansız kılan nedir?
Anlaşılmaz gözükebilir ama inanın bana aslında o kadar da şaşırtıcı değil. her aşkta birazda olsa mutlaka nefret vardır . arının ağzında bal olduğu gibi kıç tarafında da iğnesi olması gibi. o bal sizin olabilir ama unutmayın bir gün sizi hiç ummadığınız ve beklemediğiniz bir anda da sokabilir. kasıldığınızı hissedersiniz. çaresiz kaldığınızı..ve acıdan yandığınızı..
nefessiz kalırsınız..
için için yanarsınız, kanarsınız vb.

Arıyı arı yapan, aşkı da aşk yapan işte budur. sevimli gözüken yanından ziyade bizim imgelemimizde yatan acılı taraftır. acı çekmemizdir aşkı aşk yapan aragon’un dediği gibi. üzülmemizdir, kanamamızdır aşka değer katan. yokluktur varlığı vareden. allah’tır şeytana hayat veren.gecedir gündüzün kıymetini bilmemize vesile olan ve yanlışlarımızdır bizim öğretmeniz…

“Onsuz olmaz” dedikçe ona değer katıp kendimizi kocaman bir “hiç” saydıran, yokluguyla yasamimizi piç ettirendir ! “aşk”
“kördüğüm karmaşık bir bilmecedir sarkıda söylendiği gibi.
yaptığı her hareketi, söylediği her sözcüğü, gözlerinizin içine her bakışını zihninizde yeniden birer birer canlandıran, ve bunlardan kesin bir sonuca ulaşmaya çalıştıran bir bulmacadır da aynı zamanda.
nedensizce gelir ve binbir bahane üreterek gider çoğu zaman.
varlığıyla size dünyanın en büyük gizeminin kapısını kendi elleriyle acan, bedeninizde çırılçıplak gezinen, kasıklarınızda gezinen bir sıcaklık yokluğuyla da kainatın en çaresiz kişisiymiş duygusunu tattıran, kendinizi yapayalnız hissetmenizi ve girdiğiniz her ortamı buz gibi hissetmenize sebep olandır aşk.
sizden alması gerekeni alır ve gider.
ve belki bir daha hiç geriye dönmez.
dönemez…
siz de bir daha asla sevemeyeceğinizi sanarsınız.
için için kanarsınız.
gözleriniz dolu dolu ıraklara bakarsınız.
yorgan altlarına sığınıp ağlarsınız.
ve kimse öldüğünüzü fark edemeden yaşarsınız..
belki bir gün şairin bir sözü gelir akıllara. önce kendinize fısıldarsınız. sonra avazınız çıktığı kadar bağırırsınız gidene inat…
bir insanı sevmek ona sahip olmaktan daha önemlidir diye tüm dünyaya haykırırsınız.
ayağa kalkıp yeniden yaşarsınız.
ta ki yeniden düşene ve yeniden dirilene dek…
ve birgün belki bir yazı yazarsınız doya doya yaşarken..
kimbilir gidene inat.

Begendinmi?
Evet (6) Hayır (0) Biraz (0) Babama sorayım (0) Joker hakkımı kullanayım (0)
Digg This
Reddit This
Stumble Now!
Buzz This
Vote on DZone
Share on Facebook
Bookmark this on Delicious
Kick It on DotNetKicks.com
Shout it
Share on LinkedIn
Bookmark this on Technorati
Post on Twitter
Google Buzz (aka. Google Reader)

“Bir insanı sevmek.” yazısı için etiketler:

Martin O’Neill’ı Anlamak

Monte Cristo tarafından 12 Ağustos 2010 tarihinde yazılmıştır.
Yorum Yok

Adam bir defa İrlanda’lı ve aykırı olmak doğasında var. Aston Villa gibi bir takımın başındasınız ve yönetim olsun taraftar olsun sizi var gücü ile destekliyor. Takım o eski hareketli günlerine ufakta olsa dönmeye başlamış. Bugüne kadar çalıştığı hiçbir takımdan kovulmamış. Fakat işine karışıldığı zamanda aksiliği tutan  İrlanda’lı düşünmek içinde zaman kullanmayıp direk kararını vermiş. Kimileri derki yine istediği bir oyuncuyu yönetimin transfer etmemesi üzerine istifa etti, kimisi ise takımın geçen sezon damarı olan James Milner ve Ashley Young’un satışı için klüp yönetiminin görüşme yapmasına ayar oldu. Ama ortada tuhaf olan bir durum var o da O’Neill’in ligin başlamasına 4 gün kala istifa etmesidir.

Bu adam çok değişik bir adam vesselam.. Öyle ki, ne bir avukatı ne de kendisinden sorumlu bir menajeri var. Her işini kendi hallediyor. Yani aksi olduğu kadarda ketum birisi.. O’Neill’i anlamak için aslında kasmaya hiç gerek yok. Çünkü ne zaman neye karar vereceği belli olmayan bir adam. Geçmişte Norwich’de çalışırken istediği bir oyuncu alınmadığı için ki takımda herşey güzel giderken istifa etmiş. Adam aksi olduğu kadar piskopat biri.. Tabi bu tarzının altyapısınıda geçmişte hocası Brian Clough’dan almış. Brian Clough’un Nottingham Forest ile Şampiyon Klüpler kupasını kazandığı zamanlar takımın kadrosundaydı. Yani sıradan bir semt, taşra veya kent takımı ile imkansızı başarmanın nasıl bişey olduğunu ve nasıl başarılacağını çok iyi bilen biridir. Sözü fazla uzatmanın manası yok. Martin O’Neill’ı anlamak için Hayat Yuvarlaktır blogunun  “Martin O’Neill’ı nasıl bilirsiniz?”
yazısını okumanızı şiddetle tavsiye ederim. Bu futbol emekçisi adamı tanıyın sevin ve takip edin..


Bu yazı aynı tarihte footballMovement blogunda da yazılmıştır.

Begendinmi?
Evet (1) Hayır (0) Biraz (0) Babama sorayım (0) Joker hakkımı kullanayım (0)
Digg This
Reddit This
Stumble Now!
Buzz This
Vote on DZone
Share on Facebook
Bookmark this on Delicious
Kick It on DotNetKicks.com
Shout it
Share on LinkedIn
Bookmark this on Technorati
Post on Twitter
Google Buzz (aka. Google Reader)

“Martin O’Neill’ı Anlamak” yazısı için etiketler: , , ,

Liverpool FC | Billy Shankly ile Yeniden Doğuş – 3. Bölüm

Monte Cristo tarafından 12 Ağustos 2010 tarihinde yazılmıştır.
Yorum Yok

“This city has two great teams – Liverpool and Liverpool reserves.”

Billy Shankly

Yıl 1959 Liverpool için geçen hüzünlü yılların sonları yaklamıştı. İngiltere futbol tarihi en büyük efsanesine kapılarını sonuna kadar açmış ve Liverpool için belki kıyamete kadar unutulmayacak ve nesilden nesile anlatılacak bir hikayenin önsözü yazılmaya başlanmıştı. Takım ikinci lige demir atmış bir türlü üst lige çıkamıyordu. Phil Taylor’ın istifasından sonra koltuğun sahibi Bill Shankly olmuştu. Billy Shankly gelir gelmez ilk iş olarak ne oyuncu transferi yaptı ne de takımda radikal değişikliklere gitti. Aslında sorunun ne olduğunu çoktan çözmüştü ve futbol litaratüründe Boot Room diye bilinen teknik ve analiz ekibini kurdu. Bill Shankly, Bob Paisley, Joe Fagan ve Reuben Bennett’tan oluşan bu ekip daha sonra Bob Paisley, Joe Fagan, Kevin Keegan ve Kenny Dalglish ile devam ediyordu.

Billy Shankly’nin en büyük özelliği “Scout” yani oyuncu seçimi ve analizinde çok iyi olduğuydu. Shnakly ile Liverpool ilk 2 sezon alt ligde devam etti. Shankly ile 1961-1962′de  3. sezonunda Liverpool en yakın rakibine 8 puan fark atarak ait olduğu lige dönmüştü. Liverpool efsanesinin tam olarak başlangıç yılları 1960′lı yıllardı. Bu dönemde Shankly tarafından takıma kazandıralan ve takımda en önemli oyunculardan biri olan ve yolu Türkiye’den de geçmiş Gordon Milne’ydi.  Bunun yanında Shankly takıma Ian St John ve Ron Yeats gibi önemli oyuncularıda kazandırmıştı. Shankyl2nin işi daha yeni başlamıştı. Esas amaç 1. ligde başarı yakalayıp en önemli rakipleri Everton ve M. United’ı geride bırakmaktı. Ama bu hemen olmadı ve bunun için sadece 2 yıl beklenecekti. Liverpool 1. lige çıktıktan iki sezon sonra M. United ve Everton’ı geride bırakıp şampiyon olmuştu. Bunun yanı sıra savaş sırasında ara verilmesinide sayarsak dünyanın en eski organizasyonu olan FA Cup’ı kazanmakta en önemli görevlerden birisiydi. Bu kupanın 93. yılında Wembley’de Don Revie’nin Leeds’ine karşı finalde normal süresi 0-0 biten maçı uzatmalarda Ian St John golleri ile 2-1 kazanıp bu kupayı müzesine götürüyordu. Bu kupa aynı zamanda Liverpool’ın kazandığı ilk FA Cup’dı.

Bu kupa aslında genel olarak başka çevrelerce çok büyük bir başarı olarak görülmesede Liverpool taraftarı için önemli bir zaferdi. Nasıl ki ülkemizde Fenerbahçe’nin Türkiye Kupası sendromu varsa buda onunla aynıydı ve Liverpool bu makus kaderi sonunda yenmiş kupayı müzesine görütmüştü. Wembley’de o gün tarihinin en gürültülü gününü yaşıyordu. O maçtan sonra Liverpool şehrinin mavi yakasının elinde artık koz kalmamıştı. Bu kupanında Liverpool taraftarı için önemi bu nedenle çok ama çok fazlaydı.

Liverpool efsanesinin önlenemez yükselişi devam ediyordu. 1963-1964 sezonunda lig, 1964-1965 sezonunda ise FA Cup’ı alan Liverpool bir kez daha 1965-1966′da lig kupasını alıp şampiyon olmuştu. O sezon eski adı ile Kupa Galipleri Kupasın’da ise finale çıkmış ama finalde  Borussia Dortmund’A 2-1 yenilmişti. Liverpool iyiden iyiye yüzü gülmeye başlamış kendi efsanelerinide yaratmaya başlamıştı. Billy Shnakly’nin oyuncu izleme özelliği Liverpool’ın 1960′lı yılladan sonra 1970′li yıllarında temelini atmaya başlamıştı. Gelen başarılar ile yetinmeyen Shankyl aynı zamanda da takımın dinamiğini koruyup daha sonraki yıllarında zeminini hazırlıyordu. 1960′lı yılların sonlarında oynadığı tek profesyonel takım Blackpool olan Emlyn Hughes’i takıma kazandırdı. 1967 yılında 65 bin pound’a Liverpool’a transfer olan Emlyn Hughes ilk olarak orta sahada oynamaya başladı. Liverpool kariyerinin ilk 2 yılında takım herhangi bir başarı yaşamamış ama daha sonraki yıllar Emlyn’nin defans oynaması ile Liverpool kaldığı yerden devam etmeye başladı. Billy Shankly aynı dönem birde kaleci getirmişti. Bu kişi Ray Clemence’di. Ray Clemence 1. ligde ilk maçına 1 sezon önce çıkmıştı.Ama Billy Shankly’nin güvenini kazanmış ve Liverpool’a transfer olmuştu.Liverpool’ın İngiliz kökenli oyuncular ile kurduğu bu jenarasyon İngiltere’nin Dünya Şampiyonu olmasında da önemli rol oynadı. İngiltere Milli Takımı Dünya Kupasını tarihinde sadece 1 defa kazandı ve o da 1966′da İngiltere’de düzenlenen turnuvaydı.

1970-1977 Kevin Keegan & John Benjamin Toshack Yılları

Billy Shankl’nin yetenek avı devam ediyordu. Yolu Türkiye’den geçmiş başka bir kırmızılı ise John Benjamin Toshack’dı. Toshack Liverpool’a gelmeden önce 16 yaşında profesyonel olarak başladığı Galler’in en önemli takımlarından Cardiff City’de 4 sezon oynamış ve toplamda 74 gol atmıştı. 20 yaşında 110 bin pound’a Liverpool’a transfer olan Toshack’ı günümüzde bile KOP tribünü hiç ama hiç unutmaz. Toshack ilk maçına Anfield Road’da oynanan Coventry City çıkmıştı. Bu maçta KOP tribünü Toshack’dan beklediği golü bulamamış ve maç 0-0 berabere bitmişti. Ama Toshack KOP’u fazla bekletmemişti. 24 kasım 1970 tarihinde Anfield unutulmaz bi maça sahne oldu. Rakip Everton’dı. Dünyanın en eski derbilerinden biri olan bu maç her iki takım için ucunda ne olursa olsun çok önemliydi. Stad Anfield olunca Liverpool’ın stresi daha fazlaydı. Maç başladı ve Everton bulduğu gollerler 0-2 öne geçti. Herkes bu maçın bittiğini düşünmüştü. İşte o gün Toshack Liverpool’ın unutlmazları arasına girmeyi başarıyordu. 69. dakikada Steve Heighway farkı bire indiriyor,  76. dakikada sahneye çıkan Toshack, maça beraberliği getiriyordu. Dakikalar 84′ü gösterdiğinde ise Toshack yine sahneye çıkıyor ama sefer atmıyor attırıyordu. 84. dakikada Chris Lawler, Liverpool adına galibiyet golünü attıktan sonra Anfield yıkılıyordu. Toshack ise bu maçta gösterdiği insan üstü performansı ile akıllara kazınıyordu. Everton ise 0-2 gibi skoru koruyamayıp ezeli rakibinden sert bir tokat yiyordu.

O dönem KOP tribünü 20 yaşındaki bu genç forvetin coşkusunu yeni yeni yaşarken Billy Shankly devreye giriyor ve Toshack için bir partner buluyordu. Bu kişi Kevin Keegan’dı. Liverpool tarihinin en önemli iki forveti ve ikiside aynı anda sahada mücadale ediyordu. Ağustos ayında Liverpool için ilk maçına çıkan Keegan, Liverpool’daki kariyerinin 12. dakikasında attığı golle ile perdeleri açıyordu. Nottingham Forest’a karşı oynadığı bu maçla birlikte kısa süre içerisinde cesur ve zeki bir oyuncu profili oluşturan Keegan, hem tribünlerin sevgilisi oluyor hem de Galli forvet Toshack ile Liverpool’un hücum hattındaki gençlik ateşini harlıyordu. Havadan gelen tüm topları alan Toshack’ın kafa paslarını Keegan gole çeviriyor ve Liverpool, forvet hattında efsanevi bir ikiliye sahip oluyordu.

1972-1973 Sezonu Liverpool’ın ilk Avrupa Kupasını kazandığı tarih oluyordu. 1972-1973 sezonunda Toshack ve Keegan’ın Liverpool’ı şahlandırması ile o sezon ligi Arsenal’in önünde 3 puan farkla şampiyon olarak bitiriyordu.Avrupa’daki yükseliş ise bu sezon başlıyordu. Eski adı ile Fuar Şehirleri Kupası olan UEFA Kupasın’da Çeyrek finale kalan Liverpool Doğu Almanya’nın gururu olan Dynamo Dresden ile karşılaşıyordu. Almanlar ilk maçta Anfield’da 2-0 kaybediyor ikinci maçta ise Keegan’nın attığı golle 0-1 yenilince Liverpool yarı finale yükseliyordu. Yarı finalde ise başka bir İngiliz takımı ile karşılaşacaklardı bu takım Spurs olarak bilinen Tottenham’dı. İlk maç yine Anfield’da oynanıyor ve Liverpool 1-0 kazanıyordu. İkinci maç White Hart Line’da Spurs’un 2-1 galip gelmesiyle sonuçlansanada Liverpool turu atlayan taraf oluyor ve finale kalıyordu. Finaldeki rakip ise dönemin baba takımlarından Borussia Monchengladbach!! Billy Shankly UEFA kupasını alıp Double yapmak istiyordu.

Liverpool, Kupa Galipleri Kupası’nı Final’de kaybettikten sonra tarihindeki ilk Avrupa Kupası Finali’ni oynamaya hazırlanıyordu. Final’e gelebilmek adına, Birinci Tur’da Eintracht Frankfurt’u 2-0 ve 0-0, Üçüncü Tur’da Berliner FC Dynamo 0-0 ve 3-1, Çeyrek Final’de de Dynamo Dresden’i 2-0 ve 1-0′lık skorlarla geçen Liverpool’un önünde şampiyonluk için sadece bir Alman takımı kalıyordu. Kırmızıların, Avrupa’daki ilk kupalarını kazanmaları için sezon boyunca dört Alman ekibini elemesi gerekiyordu ve o dönemki statüye göre ilk maç İngiltere’de, Anfield Road’da oynanıyordu. Hughes, Keegan, Toshack, Heighway ve Callaghan’lı Shankly’nin Liverpoolu, Jupp Heynckes’in önderliğindeki Hennes Weisweiler’in takımını ağırladığı maçın 21. dakikasında Keegan ile öne geçerken, İngiliz golcü on bir dakika sonra bu kez farkı ikiye çıkaran golü atıyordu. İlk yarı bu skorla kapanırken ikinci yarıda Larry Lloyd da bir gol atıyor ve Keegan’ın penaltı kaçırdığı ilk maçı Liverpool 3-0 kazanıyordu. Aynı maçta Almanların yıldızı Heynckes’in penaltısını kurtaran Clemence, ”Keegan’ın Yarı Final’de kullandığı penaltıyı televizyonda izledim ve aynı köşeye atlamaya karar verdim. Penaltıyı kurtarmam dersime çalışmamın mükâfatıydı” diyordu. Bill Shankly ise ikinci maç hakkında yorum yapamadığını; fakat gol yemedikleri için büyük avantajları olduğunu söylüyordu.

Rövanş maçı için herkesin Liverpool’ın turu geçtiğine inanıyordu. Liverpool ise Kupa Galipleri Kupasın’da kaybettiği finali hatırlıyor ve daha temkinli davranıyordu. Bu kupa Liverpool’ın ilk Avrupa Kupası olacaktı. Maçı 34.905 kişi izledi. Billy Shankly Kadroda değişiklik yapmamış Anfield’daki kadroyu aynen sahaya çıkarmıştı. Alamnalr maça hızlı başladılar ve 29. dakikada yıldız oyuncuları Heynckes 1-0 öne geçiyor ve 10 dakika sonra yine aynı oyuncu ile farkı ikiye çıkarıyordu. Monchengladbach’ın Liverpool’u yakalamasına sadece bir gol kalıyordu. Kalan dakikalarda Liverpool direnci ile başka gol olmuyor ve Liverpool tarihinde ilk kez Avrupa zaferini yaşıyordu.

1973-1974 Billy Shankly’nin FA CUP zaferi ile vedası

1973-74 sezonu Billy Shankly’nin veda sezonu oluyordu. O sezon Lig kupasında 5. tur, Şampiyon Klüpler kupasında 2. tura kadar gidebiliyor ve ligide Leeds’in arkasından 2. olarak bitiriyordu. Bu durum bile onun Liverpoool’ın en büyük efsanesi olmasına yetiyordu. 8 yıllık 2. lig hüsranını bitirip takıma Lig Şampiyonluğu Avrupa Şampiyonluğu ve FA Cup şampiyonluğu apoleti takan Shankly’nin son sezonda elinde kalan tek hedef FA Cup olmuştu. Liverpool birkez daha FA Cup’ta finale kalmıştı. 3 sezon önce finalde kaybettiği Arsenal maçında sahada olan 11 oyuncunun sekizi bu finalde de sahada olacakdı. Rakip Newcastle United’dı. Arsenal’e kaybedilen finalde oynayan ve bu finalde oynamayan 3 oyuncu Alun Evans, Larry Lloyd ve Chris Lawler’di. Bunların yerine ise o gün sahaya Kevin Keegan, Peter Cormack ve Phil Thompson çıkmıştı. İlk yarı golsüz geçiliyor, ikinci yarının hemen başında ise Alec Lindsay’in golü ofsayt gerekçesi ile geçerlilik kazanmıyordu; fakat daha sonra televizyon görüntülerine bakılınca dönen topun Kevin Keegan’dan değil, rakip oyunculardan geldiği anlaşılıyordu. Buna rağmen birkaç dakika sonra adalet yerini buluyor; Keegan, kalecinin müdahalesine rağmen topu ağlara göndermeyi başarıyordu. Bu dakikadan sonra Newcastle kalesini abluk altına alan Liverpool’da kaleci Clemence, Liverpool kariyerinin en rahat 30 dakikasını geçiriyordu. Bu bölümde maçın bitimine on beş dakika kala John Benjamin Toshack’ın penaltı noktasına indirdiği topta Steve Heighway, koşusunun ödülü alıyor ve farkı ikiye çıkaran golü atıyordu. 88. dakikadaki Keegan, golü ise skoru belirlerken, 1960′daki Federasyon Kupası’nda Wolverhampton’ın Blackburn Rovers’a karşı aldığı galibiyetten o yana en farklı skor ortaya çıkıyordu.

Billy Shankly o gün kupa coşkusunu taraftar ile paylaşan takımın yanında olmuyor tanlız yürümeye karar veriyordu. Ayrılışı sadece taraftarı değil oyuncularıda derinden üzmüştü. Liverpool’ın ve KOP’ın günümüzde bu seviyede olmasının en büyük nedeni olan bu insan görevini bırakırken şu sözleri söylüyordu. ”Hayatım boyunca, sadece futbol aşkı için oyunun içerisinde bulundum ve Liverpool taraftarlarına mutluluğu geri getirmek istedim” diyerek veda ediyor ve ailesine daha fazla vakit ayırmak istediği gerekçesiyle emeklilik kararı alıyordu. Belki de bir kulübün başarısı için taraftarının ne denli önemli bir parça olduğu bilincini futbol dünyasına kazandıran Bill Shankly, 26 Eylül 1981′de kalp krizi teşhisiyle kaldırıldığı Broadgreen Hospital’da 29 Eylül 1981′in ilk saatlerinde hayatını kaybediyordu. Hayatının kaybetmesinin ardından oynanan Anfield Road’daki ilk maçta ”Bill Shankly Lives Forever” diyordu. Ölümünün ardından asla unutulmayan Shankly, İngilizler tarafından ”Hall of Fame” üyesi olmaya layık görülüyordu.

Merseyside & Mavi Yaka & Kırmızı Efsane 1. Bölüm

Liverpool FC: Kırmızı Efsanenin Başkaldırısı – 2. Bölüm

Kaynaklarım: Eray Sözen, Wikipedia ve LiverpoolFC

Begendinmi?
Evet (1) Hayır (1) Biraz (0) Babama sorayım (0) Joker hakkımı kullanayım (0)
Digg This
Reddit This
Stumble Now!
Buzz This
Vote on DZone
Share on Facebook
Bookmark this on Delicious
Kick It on DotNetKicks.com
Shout it
Share on LinkedIn
Bookmark this on Technorati
Post on Twitter
Google Buzz (aka. Google Reader)

“Liverpool FC | Billy Shankly ile Yeniden Doğuş – 3. Bölüm” yazısı için etiketler: , ,

Yolum seninle.

Supradyn tarafından 25 Temmuz 2010 tarihinde yazılmıştır.
1 Yorum

Sözlerime ; Sözü ve müziği ,  Sezen aksu’ya ait olan  “Gidemem” İsimli şarkıda geçen bir sözü ile başlamak isterim.  başlıkta kullandığım fotoğraf bunu özetlemektedir. “Acıdan geçmeyen şarkılar biraz eksiktir”

Hani ilk dinlenildiğinde aşık olunan şarkılar vardır.. tıpkı yıllar önce dinlediğim “Avuçlarımda hala  sıcaklığın var“  “Ölsemde bir kalsamda bir”  “Her mevsim içindem gelir geçersin.“  ve sonraları , Sezen Aksu ;  “Vazgeçtim” Cezmi Ersöz tarafından kalame alınmış, o eşssiz Leman Sam sesi ile yorumlanmış ” Cehennem meleği ” ,  Peki bu şarkıyı hatırlarmısınız ? Pardon.

Ve şimdilerde en fazla dinlediğim, ilk dinlediğimde sözlerine aşık olduğum bir şarkı var… , “Moğollar – Yolum Seninle.”

Sadece müziği bile üzerimde bu denli etkisini bırakmışsa eğer,  sözlerinin;  dudaklarımın kıyısında  kafesini yırtmaya çalışan bir kuş sürüsü olduğunu işaret ediyor.

Büyüt beni; gözlerinde, ellerinde, yeniden ses oldun sözblerime, gücün saklı içimde…
Vursunlar…
Ağlamam…
İster bahar, ister ayaz…
Yolum seninle…
Duysun dünya, karşı dursun, düşsün peşime

Dinlediğim ilk günden bu yana, sürekli birşeyler yazıyor olmama sebeb bir şarkıdır. hani bir şarkı çok fazla dinlenildiğinde, özelliğini yitirir denilirya, ben daha çok  aksini yaşıyorum. dinledikçe, ilk kez dinliyormuş hissi yaratıyor bende.

Geç kaldıklarım arasındadır. beni bu şarkı ile tanıştıran “herzevekil” kardeşime,  huzurunuzda teşekkür ederim.

Kalbini neden kafama çarptığını, ben de anlayamadım…

Galiba biraz dalgındım…

Ve şimdi sizleri bu güzel şarkı ile baş başa bırakıyorum.

YouTube Preview Image


Related Posts with Thumbnails
Begendinmi?
Evet (9) Hayır (1) Biraz (1) Babama sorayım (2) Joker hakkımı kullanayım (1)
Digg This
Reddit This
Stumble Now!
Buzz This
Vote on DZone
Share on Facebook
Bookmark this on Delicious
Kick It on DotNetKicks.com
Shout it
Share on LinkedIn
Bookmark this on Technorati
Post on Twitter
Google Buzz (aka. Google Reader)

“Yolum seninle.” yazısı için etiketler: ,

Toplam 11 Sayfa12345678910...Son »
Telif Hakları Saklıdır 2010 ©